
soldaki calvin klein sagdaki givenchy.
dogrusu ck'i epey tuttum.
I-D nin subat sayisinda kapakta (ve tabii ic sayfalarda) var ayni takim.
givenchy olani da sevgili dostum s.k. icin dusunuyorum.

yikamasini, asmasini, kurumasini, utusunu gectim, ust basi kimi zaman katlayip dolaba yerlestirmek bile zulum. yerinden oynamayan rayli kapak, neyi nasil koyacagimi bilemedigim genis raf, hangisine ic camasiri, hangisine corap yerlestirecegimi kestiremedigim, ve icerisine koyduklarim asla duzenli ve utulu kalmayan orantisiz (basik ve genis, dar ve yuksek) cekmeceler... yalnizca benimki mi boyledir, yoksa herkes ayni dertten muzdariptir de sakliyor mudur bilemedim ama, dolap isi, esyalarin istiflenmesi gercekten yorucu ve bir o kadar da ciddiye alinmasi gereken bir konu. tabii bir hiphop yildizi olsaydim ve mtv ziyaretime geldiginde "welcome to my kingdom" dedikten sonra gosterecek dolap-odalarim olsaydi, bu sorunu hic yasamazdim. uzulurek soyluyorum, suc ortagim d.m.b.'de de bu pariltiyi gorebilmis degilim. elinden tutan olursa belki bir noktaya gelir ama takim elbiseleri icin ayirdigi ve standard bir evin salonu buyuklugundeki ozel odalari olacagini sanmiyorum.
fakat iste, her guzel seyin bir sonu var. eskiyen ayakkabilardan geriye, dayanikli ve cok amacli kullanilabilecek kutular kaliyor. ornegin babam, bu kutularda ayakkabi boya/cila/firca/bez vs gibi bakim malzemelerini, 80lerin basinda cektirdigine inandigim tonla 'hafif bati muzigi' kasedini, bazi video kasetleri (betamax!)filan sakliyor. aynisini yapmaya calisiyorum ancak anladagim kadari ile henuz fazla miktarda nostaljik/ani nesnesi biriktirememis durumdayim ve coraplari kutulamak yerine cekmecelerde saklamak -ikea nin butun oyunlarina ragmen- daha mantikli. olsun, yine de atamiyorum o kutulari. hacim olarak hemen hemen ayni olsalar da, uzerlerindeki amblemleri, renkleri, delikleri ve bazen de malzemeleri ile aslinda hepsi birbirinden farkli ve her biri ayri/baska ruh halini cagristiriyor. misal su siyah ve soguk jil sander kutusunu sadece birkac defa ve yalnizca gercekten ona ihtiyac duydugumu hissettigim anlarda actim. birbirimize karsi mesefali ve saygili bir durusumuz var. mavi (bazen siyah)adidas kutulari cocuklugumdan beri hep oradalar. turuncu nike'larla da benzer bir yakinliktayiz. kirmizi kapakli camper'lar ise son on senedir her gorustugumuzde bana kendimi iyi hissettirmeyi basariyorlar; "walk, dont run". henuz bir yer bulamadigim sarimsi fred perry ile de iyi anlasacagiz gibi duruyor. sanirim yalnizca converse kutulari ile samimiyet kuramamisim. yerde tozdan perisan bir cift goruyorum ama, ortalarda onlari koyabilecegim bir converse kutusu yok. is ayakkabilari ise her daim duzenli, ve renksiz muhafazalari ile alt gozlerde dizili. bu istif sirasi da gosteriyor ki, gercekten haftasonu icin yasiyoruz ve isin kotusu, her haftasonu da birbirine benzemeye basladi. belki de her hafta yeni bir ayakkabi alip haftasonunu onunla evde gecirecek kadar para kazandiran bir is bulmak lazim.
Kirmizi haliya ve bunca ihtisama bu fenomen nereden peydahlandi? Nasil en iyi film dalinda aday oldu? Yeryuzunde kameraya cekilip makaraya sarilmis herhangi bir film aday olabiliyor mu? O vakit neden “en iyi yabanci film” diye bir dal var? Bu film cogunlukla Ingilizce oldugu icin mi aday oluyor? Bu durumda Yeni Zelanda yapimi Ingilizce bir film de aday olabilir mi? Peki Slumdog Millionaire hint yapimi mi, yoksa anglo-saxon bir ulke uretimi mi? Batiya acilan bir Hint filmi mi, yoksa Hint menseili western bir yapit mi? Yapimci sirketler Celador Films, Film4 ve Pathé Pictures icinden Hintli olan var mi? Peki bir filmin ulusu finanse edildigi (doydugu) yer mi yoksa gectigi (dogdugu) yer midir? Sanatin milliyeti olmaz, olmaz da, Akademi’nin de mi yok? Bu kadar mi uluslararasi ve hakkaniyetli? Yonetmenin uyrugu konuyla alakali olabilir mi? Iki yonetmenden biri Hintli (Loveleen Tandan) oldugu icin olabilir mesela? Peki Danny Boyle olmasa degil en iyi filmi almak, en iyi yabanci filmde dahi aday gosterilir miydi? Mehmet Barlas dun aksam yorumun farkini belleyip “Bollywood’un Hollywood’a zaferi” diye mest olurken, kimi kime galip getirdiginin farkinda miydi? Hollywood kendini maglup etmesi biraz tuhaf degil mi? Belki avans vermistir (8 avans, 10’da biter). Kalabalik Hindistan yeni pazar mi? Bu film “Bollywood” kriterlerini –birkac klise disinda- ne denli karsiliyor? Oscar’i elestirme klisesine imza atmak istemem ancak gariban/kenar mahalle iti/sade vatandas sorularini soruyorum cunku cidden kafam basmiyor. Ya da bir seyler hakikaten carpik. Belki gerekli bilgiye sahip degilim. Oscar’i ciddiye alanin oscar kadar akli yoktur demisler. Hepsi yalan, kirmizi hali gercek. Fidanlar, ceylanlar, filintalar... Ve melankoli :S




