Tuesday, April 6, 2010

lost in transgender













japonya'nın underground üretimi hayli ilginç. kendilerini daha ziyade çalışkanlıkları, üstün teknolojileri, barış manço sevgileri ve geri çağırdıkları toyota'ları ile tanıyorsak da, kimi zaman gazetelerin haftasonu eklerine yansıyan renkli street fashion kareleri de esasen bu kalabalık toplumun sandığımız kadar tekdüze olmadığına, ya da tam da tahmin ettiğimiz kadar tekdüze olduğu için kimi deliklerden hava kaçırıyor olduğuna dair deliller topluyoruz. elbette şahitliklerimiz bunlarla sınırlı kalmıyor. engin animasyon külliyatı bize güncel japon kimliğinin geçmişine, bugününe ve batı medeniyeti ile arasındaki alışverişe ilişkin kimi -kimi değil aslında, pek çok- ipucu sunuyor. hentai'lerden, ne bileyim sonra... şimdi burada terbiyemin ve görgümün yazmaya izin vermediği geniş pornografi kayıt ve terminolojisine kadar daha pek çok görsel ve yazılı evrak var ki, modern japon mainstream ve yeraltı kültürel üretimini bizlere ulaştırıyor.



eğer bunlara vaktim yok diyorsanız, lost in translation'ı izleyin. sofia coppola'nın bu gerçekten iyi filmi, epey bir fikir verecektir. şimdi bir sahneyi hatırlayalım, ya da izlemeyenler için tasvir edelim. reklam çekimi için japonya'ya gelen bill murray, burada bir de tv show'una katılır. sunucu yerinde durmayan, alacalı bulacalı kıyafler giymiş, avazı çıktığı kadar bağırarak konuşan ve ardı arkası gelmeyen kahkahaları ile izleyiciye nefes aldırmayan bir garip modeldir. set de fena halde renklidir. bill murray, algılarına yapılan bu ses, hareket ve renk bombardımanı karşısında neye uğradığını şaşırır...



nitekim, japon popüler televizyonculuğu işte tam da böyle birşey. sonsuz bir hareket ve renk cümbüşü. yine referans olarak göstereceğimiz o tekdüze disiplinli hayatın -fena halde eğlenceli mesajları ile- emniyet kemeri. lsd'yle fiziki temas kurmadan lsd kafası..



masaki sitani, japonya için sıradan bir tv figürü. üniversitede ticaret okuduktan sonra -tıpkı amerikalı örnekleri gibi- "profesyonel güreşçi" olmuş. hani şu tamamen kurmaca olmakla beraber izleyicelerin gerçekten kendilerini kaptırmayı başardığı idiot işi temaşa vardır ya? smackdown filan, hah işte, sitani bu işte epey başarılı olmuş. "Yingling the Erotic Terrorist" karşısındaki zaferi hala konuşuluyormuş.. razor ramon ismi ile yarattığı güreşçi figürü o kadar ilgi görmüş ki, sonunda işi tv show'una taşımış.


kendiliğinden de olsa, blog'a video koymamak gibi bir prensibimiz oluştuğu için, buraya ekleme yapmıyorum ama siz youtube'u açıp "hard gay" i aratın. orada, bizim ancak polis akademisi ve mavi istiridye bar'dan [dıt dııırı dııırı dıııııııın] tanıdığımız head to toe deri kıyafetli gay karikatürü ile zuhur eden sitani'nin program katılımcılarına ne şen şakrak "gay şakaları" yaptığını, aralıksız kahkahalardan ve anlamsız hareketlerden bunalarak / bulanarak izleyeceksiniz.


japonlar, bize bir şekilde huzur veriyorlar. yeşil çay, samurai öğretisi, katı ataerkillik, hattori hanzo filan :S sağlık ya da bilim alanında korkuya düştüğünüz bir anda "neyse, zaten japonlar bunu da çözerler" diyebiliyorsunuz. aynı üstün nitelikleri almanlar'a da atfediyoruz. biz bütün tembelliğimiz ve üretim fukaralığımız ile kebap yaparken, dünyanın uzak köşelerinde başka toplumlar harıl harıl çalışıp insanlığı ileri taşıyacak yeni şeyler buluyorlar.


fakat işin garibi, japon güncel kültürünü kendi otantik kılıfından sıyırdığınız an, batı'nın çirkin bir parodisi olmaktan öteye gidemediği gerçiği ile yüz yüze geliyorsunuz. japonya'nın geçmişine feodal çağın güzellemesi (samurai'dir ninja'dır, ejderha'dır efendim) ile oryantalist bir bakış atan batı'nın karşısında, popüler batı kültürünün sakil bir imitasyonu ile dikilen modern japonya... kimlik bunalımı ve 90ların popüler deyimi "kaybolmak" (kayıp kuşak geyiklerini unutmadık), tam da böyle bir şey olsa gerek... diye lafı yuvarlamak sureti ile japonya dosyasını -şimdilik- kapatıyorum.

No comments: