Monday, January 26, 2009

hayata hasta olan adam

televizyonda gordugum mutlu insanlara verdigim ilk tepki genelde ofke ve kil/gicik olma bicimindedir. cekememezlik, fesat...ne derseniz artik, hepsi kabulum (bir sartim var; kimse bana tavuk diyemez!). ortalama gundelik dertlerden bir sekilde (ama oyle, ama boyle) kendilerini siyirmayi basarmis kadin ve erkeklere giptayla karisik sadri alisik yaklasimim belki de bir zamanlar -su an ismini hatirlayamadigim- bir emniyet mudurunun 'magazin programlari vatandasi komunist yapar' aciklamasiyla ortusuyordur. belki de bu magazin programlari yuzunden isimi gucumu birakip iki seneyi askin bir sure patagonya'dan ant daglarina latin amerika'yi, ipek yolu boyunca yasli ve yorgun asya kitasini, suveys kanalindan umut burnuna kadar da kara afrika'yi gezdim. ya da gunun birinde gezecegim :s

her ne ise, henuz gerceklestirmedigim dunya turundaki hayali maceralarimi bir kenara birakip yeniden tv karakterlerine donecek olursak, son zamanlarda bir adamin, benim ekrandaki mutlu kisilere karsi olusan inatci onyargilarimi yiktigini belirtmekten kivanc duyuyorum. huzurlarinizda ayhan sicimoglu:














sanirim bu fotograf bir album icin cekilmis. su bugulu bakislar ve maco durus bana pek tanidik gelmiyor. dogruyu soylemek gerekirse, ben sicimoglu'nun muzisyen kimligini tanimiyorum. asil ilgimizi ceken onun sky turk'te yayinlanan ve insanin izledikce izleyesini getiren o muazzam, yasam dolu, hayat dolu, dolu dolu programi. bir bakiyorsunuz adam cuba'da yakindan tanidigi (ilgili cevrelerde) unlu bir muzisyenin evinde sohbet ediyor, bir bakiyorsunuz tropik bir adada coconut topluyor. sonra giriyor mutfaga, kankasi japon bir asci ile olmadik deniz mahsullerinin tadina bakiyor, derken ayaginda parmak arasi terlikler, uzerinde keten kiyafetler ile kolonyal mimarisi ve siyah nufusu ile dikkat ceken baska bir latin memleketinde ahaliyle muhabbet kuruyor. turkcesi kirik, ingilizcesi de... anlamiyorum ama, muhtemelen ispanyolcasi da oyledir. eger baska bir dil daha biliyorsa (galiba italyancasi da var) onlarin da telaffuzunda sorun olabilir. zaten sicimoglu oyle bir adam; gezdigi yerleri, bahsettigi yemekleri, kulturleri tam olarak tanimiyor sanki. hepsinden bir parca var ama, daha fazlasi eksik kalmis gibi. yine de umrunda degil bu durum. olabildigince rahat, alabildigine gevsek. eller cepte, gozler hep ileride... neyi gorse ilgileniyor, neyi tatsa begeniyor.

bana kalirsa boyle bir mizaca milyarda bir rastlanir, yani ayhan sicimoglu olmak, bir nevi lutuf gibi. duyargalari her daim acik, bir kenti geziyorsa her yanina temas ediyor. siari da belli ayhan abinin: 'hastasiyim!' . ornegin bir yemegi tattiktan sonra onu sevmekle kalmiyor, ayni zamanda ve sevmenin otesinde hastasi oluyor. yasamayi bu denli seven, olaylara, mekanlara ve insanlara onun gibi deger veren bir adam 150 yil yasar bence. zaten bu kadar uzun bir omru de hak ediyordur...

3 comments:

Trofolo said...

hastasiyim

jazzistan said...

Kesinlikle hastasıyız. Çok keyifli, çok eğlenceli biri.

ayfer feray said...

çok çekici bir erkek. biraz daha genç olup kendisiyle flört edebilmeyi ne kadar da isterdim.