
Tamam, bahis yazar gibi dunya literaturune isim kazimak icin zamandan biraz daha fazlasi, ne bileyim bir edebiyat dehasina sahip olmak filan gerek. Boyumuzu asmadan isin uretim tarafindan degil, hakikat arayisi yolunda hakkiyla, sindirerek ve ozumseyerek tuketim yolundan yurusek de durum pek farkli degil. Ustanin isaret ettigi tehlike, yani kendimiz olmadan gecirdigimiz zaman araliklari birbiri ardina eklenerek uzadikca uzuyor. Hayat cok gurultulu ve sayisiz istasyondan olusan dev bir radyo. Sessizlik ise bu istasyonlar arasina saklanmis zor bulunan, cok hassas bir ayar ve stabilizasyon gerektiren ozel bir frekans. Aslinda her zaman bu frekansi kendi eliyle yaratmaya, anteni diger radyo istasyonlarina kapatmaya muktedir eserler omrumuzun tuketmeye vefa etmeyecegi kadar var, belki halen cikiyor. Ancak mesele bunlari farkedebilecek zamanin fakirligi. Yani isimiz biraz sansa kalmis durumda.

Bu zamansizligin yarattigi ozensizligi onune katip seri uretime gecen icracilar muthis bir bilgi ve imge kirliligi yaratiyor. Ne varsa okudugu degil okumadiginda, izledigi degil izlemediginde, dinledigi degil dinlemediginde sanan, “aklindan cok hevesi, bilgisinden cok ozentisi olan”* ve yemeden yutan tuketiciler devreye girince soz konusu uretim ve tuketim mekanizmalarinin ucuculuklari mukemmel bicimde eslesiyor. “Yarım anlaşılmış ve yarı öğrenilmiş olan, eğitimin ön basamağı değil onun can düşmanıdır”, der Adorno”, der Tanil Bora “Tahsilli Cehaletin Cinneti”nde. Hani internetin actigi bilgi cagi filan bir yaniyla guzel, hayati kolaylastirici yanlari var; ancak bu kadar kotuye kullanildiktan, yerli yerine oturtulmadan bir caka satma aracina ya da kultur iddiasina donusturuldukten sonra acaba bilgiye giden yol daha cetrefilli mi olmaliydi diye hayiflaniyorum. Hem boylece herkesin herseyi bilmek zorunda hissetmedigi, cahil cesaretinin rahatsiz edici derecede ayyuka cikmadigi, ne bileyim branslasmanin arttigi, maymun istahli ureticilerin de azaldigi bir ortam olusurdu diye fantezi gelistiriyorum. Esasinda hayati kesintiye ugratan bunca dikkat dagitici ogenin azaldigi bir “back to basics” fantezisinin urunu, ya da onceli diyebiliriz...

* Yuzyilin mi bilmem ama otuz yilimin saheserlerinden Benim Adim Kirmizi’da, resim ustadlarindan birisine dair karakter tahlilinde gecen bir cumle. Dort supheliden hangisi icin kullanildigini, hangi sayfada gectigini bulmam imkansiza yakin. Birileri bunu basarmanin da dijitalize yolunu bulacaktir diye kafamdan gecirirken zaten e-book diye bir sey oldugunu hatirladim. Teknoloji kolaylik mi getiriyor, tembellik mi tartisilir lakin ortagimla birbirimizden habersiz ust uste benzer temayi en azindan bir yerde isleyecek kadar paralel dusunmemiz vaziyetin –yine en azindan bizim icin- endise vericiligini dogruluyor...
No comments:
Post a Comment