Tuesday, March 3, 2009

alterednative ahlakinin elestirisi ve daha ne?

eger yeniden bir secim sansim olsa idi, meslek olarak muhtemelen mimarligi tercih ederim. dogrusu amerikan hava kuvvetlerinde binbasiyken astronotluga gecince de fena prim almadim ve halime sukrediyorum ama, yine de mimarlik benim icin bir baska. neticede, kimi zaman kacmak istedigimiz kentler bizim oyun alanimiz, suc mahalimiz ve onlari oyle ya da boyle seviyoruz. ustune ustluk bina dediginiz (eger rio'daki o kocaman isa heykelini siz yapmadiysaniz), kentlerin icerisine kondurulabilecek ve onun belki de yeniden tanimlanmasina katki saglayabilecek, en onemli ve anitsal imza tipi. gerci, milyonlarca insanin yasadigi bir yerlesimin tepesine atom bombasi atarsaniz daha buyuk bir etkiniz olur ancak yapmasaniz daha iyi.

~

bir seyi tanimlarken basina modern sifatini yapistirirsaniz, ifade etmek istediginiz durum icin modern'in dogrudan kelime karsiligi olan cagdasligin yaninda, buyuk ihtimalle muspet ve muspet olmasi nedeniyle onaylanacak bir cagrisim pesindesiniz demektir. mesela, modern talking :S

butun o makinalasma, endustriyellesme, cagdas kapitalizmin olumlu ve olumsuz sonuclari; kadin erkek iliskilerinin guncel durumu, arap (sultan) sermayesi, afrika, girls of the playboy mansion, bati manhattan ve gossip girl, birlesmis milletler, guncel sanatlar, yildirim demiroren, kalkan ve dusen ucaklar, paris moda haftasi... benzemez ve/veya baglantisiz gorunen bu kisi/kavram/mekan larin tamami modernitenin bizi sundugu seyler (sey burada bayagi bir felsefi anlamda, kelime bulamadigimdan degil yani. hegel'de megel de var bu). yasadigimiz dunyayi anlamak, tarihin herhangi bir doneminde oldugundan cok daha zor. ornegin antik yunan toplumunu anlamak ne kadar zor olabilir ki? yurttaslar ve koleler var iste, ve galiba bir de filozoflar. butun gun makara tukara...sarapti tiyatroydu derken gocup gitmis iste. gel gor ki 21inci yuzyil dunyasinda manhattan ve mashattan adinda iki farkli yerlesim var. ustelik imitasyon olaninindaki konut fiyatlari ilki kadar yuksek! ne yapalim simdi?



neticede, yasadigimiz hayati ne kadar kurcalasak da icerisinden cekip cikardiklarimiz ve uzerine eklemek istediklerimiz, olumlu ve umut vaadedenler oluyor. alterednative'in daha ziyade kendisini nesenlendiren, heveslendiren, suc ortaklarinin begenilerini oksayan son derece elegant ve aristokrat bir tarzi var. oyle degil tabii, fakat yine de butun serh ve "gider"lerimize ragmen, kumulatif bakkal hesabinda, modern durumu seviyoruz. utanmali miyiz? bu biraz da nereden baktiginiza bagli. ben galiba asagi yukari surada bir yerlerdeyim;

here comes your bedtime story: mum & dad have sentenced you to life.
don't think twice; it's the only reason i'm alive.
i feel alright as long as i don't forget to breathe.
breathe in, breathe in, breathe out.
look at all these buildings & houses
i love my life. i love my life.



pekala, yaptigimiz iki yuzluluk mu? yani olan bitene bir yandan olabildigince elestirel yaklasmak fakay ote yandan, guzel olanin cekimine neredeyse geri kalan onca kotucullugu gormezden gelip aymazca sarilmak... dikkatinizi cekerim, max weber protesten ahlaki ve kapitalizmin ruhu'nda bizimkini benzer bir durumu isaret etmemis miydi? etmis olabilir, etmediyse de cok uzulmem acikcasi. ben okumadim o kitabi.


aslinda mimarlik ve modern kavramlarina soyle bir dalip, modern mimarinin onculerinden Le Corbusier hakkinda yazacaktim ama konu dagildi gitti. bu saatten sonra da toparlanmaz artik. demek hakikaten, modern life is rubbish.

No comments: