Friday, March 20, 2009

easy come easy go

su siralar, kocaman bir bosluk hissediyorum. tranquilizer alinca olan cinsten degil de, daha ziyade orta okul yillarinda tanrinin gercekten var olduguna inanip inanmamamin geregini dusundugum gunlerdeki gibi. onceleri bu hissin musebbibi olarak sevmedigim bir is yapma ya da en azindan yapiyor gibi gorunme ve hayatimin duzenini buna gore ayarlama zorunlulugunu goruyordum. benim disimda gelisen ve rock star ya da futbolculugu meslek edinenlerin disinda herkesin basina gelen/gelmek zorunda olan can sikici fakat siradan bir durum, kaderin tuhaf ve bitmek bilmeyen bir cilvesi... istemeseniz de herkes tarafindan tatbik edildigi icin bir sekilde mesru gordugunuz ve kendinizi onunla yasamak mecburiyetinde oldugunuza ikna ettiginiz bir an, bir omur, bir zulum; calismak... ogrencilik de boyleydi. hic bir zaman bilerek ve isteyerek gitmedim okula (kiracagim gunler haric). cevredeki herkes, butun komsu cocuklari, kardesler, abiler ve ablalar okula gidiyordu ve dolayisiyla bunu sorgulamak anlamsizdi.

aslinda butun hikaye o cocuk yaslarda basliyor. hasta ayagina yatip evde kaldigim gunler tv'nin ya da commodore'un karsisina oturdugumda hep bir vicdan azabi hissettim. cunku su an komsuda baba ise, cocuk da okula gitmisti (dolayisiyla guzel komsu teyze yalnizdi ama ben fazla kucuktum! :s). lisede ve universite'de de, rutinin disina cikmak beni icten ice hep rahatsiz etti. gerci universitede bu garip bunalti ile amansiz bir mucadeleye tutusup okulu iki yil uzatmayi basardim fakat hepsi o. sonucunda, ayni yolun yolcusuyuz iste. gidisat da hic hayra alamet degil. bizden onceki kusaklar icin, beyaz yakali islerde yapacaginiz bir kariyer, ailenize daha iyi bir yasam surdurmeyi olanakli kilmanin araciydi. oysa simdi aile kurumu cozuluyor, cocuk yapmak isteyen yok ve bunun sonucunda hayatin merkezini ofis ve ofiste mesgul olduklariniz kapliyor. fill in the blanks with your job n career. sabah ofise gelip pc karsisinda kahvalti yapin, mucadele edin, excel tablolari ile ugrasin, birilerine sinirlenin, telefonla konusun, dedikodu yapin, mesaj yazin, hirslanin, toplantiya girin, belki bir ara terfi alirsiniz. i dont give a shit, mutluysaniz well done.

arinma icin izleme listesi:

1-office space
2-the office (butun sezonlar)
3-google search: office fuck

simdi tyler durden ve adini hatirlayamadigim silik arkadasi moduna girmek istemiyorum ama, aklimdan "calismak zorunda oldugumu" ve bunun hakikaten de zor oldugunu atamiyorum bir turlu. isin kotusu, ne yapmak istedigime dair netlesmis fikirlerim ve birinci bes yillik kalkinma planim da hazir degil henuz. yine de bol bol hayal kuruyorum. su sans topu mudur, super loto mudur, artik hayallerin otesinde bir zirveye ulastiginda benim butun planlarim hazirdi aslinda. ornegin, yelkenli teknemizi kimi yaptiracagimizi, olasi hareket vaktimizi ve rotamizi, ugrayacagimiz kimi limanlari, tekne'de ne icelecegini, ugrak yapilan limanlarda kac gun kalinacagini, nerede eglenilecegini, 2 yil surecek dunya turundan sonrada nerede, nasil ve kimlerle bir yasam surecegimizi hesap etmistik. dogrusunu isterseniz, bu plani aralik ayinda, milli piyango yilbasi cekilisinden once yaptigimiz icin, aradan gecen iki bucuk aylik sure bize hayallerimizi daha da olgunlastirma ve detaylandirma sansi vermisti. sizi temin ederim, memleket sinirlari icerisinde, zengin olmaya kendisini kafaca hazirlamis benim gibi cok az kisi vardi(r). fakat yine olmadi, yine olmadi...

ben de biliyorum, baska bir hayat kurmak icin illa cok paranizin olmasi da gerekmiyor. bir ara usenmeyip arastirmistim; meshur 'uzaklar' -hani o dunyanin cevresinde fink atan- sekiz bucuk metrelik gosterissiz bir tekneymis. osman ve zuhal atasoy, hayallerinin pesinden gitti, okyanusun ortasinda bir cocuk sahibi oldu, turkiye'ye dondu, ve sonunda bosandi. herkesin ozendigini bir ruyayi gerceklestirmek, denizin ortasinda iki kisi var olmak ve sonunda siddetli gecimsizlik nedeniyle bosanmak... e o zaman ne icindi hersey?

sahsen ne yapmak istedigimi bilmiyor ya da derinlerde bir yerlerde biliyor ancak kendime itiraf edemiyor olsam dahi bu hayali gerceklestirenler netice itibari ile sandigimizin daha gerisinde bir yerlerde kaliyorlarsa, o zaman butun o hayalleri ne icin kuruyoruz? belki de butun mesele, icerisinde bulundugum tatminsiz ve huysuz ruh halinden guc aliyor olmamdir.

Belki fena halde cliche ama, bu gitmek mevzusu bir yerde onemli... yerlesik butun baglardan kopup, tanimadigim bir kulturun icerisine atmazsam kendimi, (muspet anlamda) buyuyemeyecekmisim gibi hissediyorum. dunyayi gezmek diyorum size, insan neslini tanimak... bahsettigim kendini daga tasa vurup doganin bagrinda kendini dinlemek degil. kendi turunle, kendi turunun baska baska halleriyle ve dolayisiyla kendinle yuzlesmek. bana kalirsa, boyle bir kopusu ve uzun yolculugun hesaplarini yaparken dikkate alinmasi gereken olasi olumsuz sonuc "gidip de donememek" degil ancak "gidip de gorememek". ya her yer terk edilmisse? ya pozitif anlamlar yukledigimiz butun o yerler ve toplumlar yok olduysa ve bir zamanlar olduklari yerde yalnizca modern yikintilar kaldiysa?

neyse, yarim cumartesi. iki gun boyunca keyif yapabilir, ve kafamdaki sorunlari iki gun boyunca dondurabilirim. en azindan pazar aksami, bizimkiler bitene kadar. spor studyosu basladiginda uyumus oluyorum :s


(fotograflar, california'da riverside county namli terk edilmis bir kasabanin terk edilmis moteline ait)

2 comments:

mustafa said...

yerlesik butun baglardan kopup, tanimadigim bir kulturun icerisine atmazsam kendimi, (muspet anlamda) buyuyemeyecekmisim gibi hissediyorum.
Amerika-Avrupa olmaz, tanıdığımız, bildiğimiz, özlediğimiz batı kültürleri bunlar. Gel Cin kültürüne at kendini, herkesi müspet anlamda büyütür eminim. Ama yine de tatmin olamayız.
Aborjinlere, Eskimolara karışsan da böyle olur eminim. Tabi yine de büyümek iyidir.

dolphinished monkey business said...

sagol da, yanlis kisiye yazdin galiba. jisel benim :S yazinin sahibi cok asabidir. bir sekilde kendini affettirmen gerekir diye dusunuyorum.

cin'de buyumek pek zor olmasa gerek. fakat buyuyen biz miyiz, yoksa kuculen mi onlar bunu tartismaya acmaliyiz mir'im. bir nevi kompileksimizi atiyoruz sanki onlarin ebatlariyla. bakiyorum, 3 sene oldugu donecegin yok. halbuki buranin standartlarina gore de iri ve uzun boylusun, tek sebep buysa lutfen don artik :S