

Ancak herkes tum bu eylem ve tavirlarin dogalliginin, bir anlamda samimiyetinin farkindaydi. Adini “kung-fu man“e cikaran, hemen saha kenarindaki tribunde yer alan Crystal Palace taraftarina attigi ucan tekmenin ardindan gerceklestirdigi 15 saniyelik basin toplantisi da, sarfettigi tek cumleyle medyaya futbol icinden gelmis gecmis en oz ve vurucu elestiriydi. Hep yaramazdi, futbolu da sebepsiz ve cani istedigi zaman (30 yasinda) birakti. Belki devaminda O’ndan mulhem pek cok oyuncu olmustur ama yukaridaki essiz karisima yaklasabilene pek rastlayamadik.

Filmi Ken Loach kistaslariyla izleyenler biraz hafif bulabilir. Neticede “komedi” janrina klasorlenmis, populer bir mecra ve figur uzerine bina edilmis, daha once benzer ornegi olmayan Loach-disi bir film. Ancak bazi acilardan Loachvari kalmakta da israrli bir yapim. Kaldi ki futbola duskunlugu bilinen yonetmenin ilk futbolu ele alisi, ya da isleyisi degil (My Name is Joe, izlemedigim Kes). Ayrica hikayenin bazi acilarinin ona kendini ifade imkani saglamasindan cok hosnut. Ornegin mesum davalisi Thatcher’in tohumlarini attigi bireycilik fikri yerine yeniden kolektivizmi ve toplum/takim olmayi kesfetmemizin mumkun olduguna inandigini, filmde de bunu vurgulama sansinin oldugunu soyluyor. Ek bir not; Israil'in isgalci politikalarina karsi gerek bireysel gerekse orgutlu olarak muhalif tavri acik ve net yonetmen Avustralya’daki bir film festivalinden filmini geri cekmis. Gerekcesi festival sponsorunun Israilli olusu.
Hayranlik muessesesi faydaya donusebilir mi?
“Herkes bir kahraman arar” onermesiyle baslayan filmin kahramani Eric ozetle, uzun zamandir bas asagi giden hayatinda yere cakilmaya yaklasmis Ken Loach patentli bir isci sinifi uyesi. Giderek caresiz bir hal alan yasantisinda kesin olarak bir cikisa, bir baskaldiriya ihtiyaci vardir. Tam bu noktada kahramani ve adasi, hayata “yaka kaldiran” adam Cantona topa girer. Filmin anti-kahramani Eric, kahramani Eric’e hayranligini kendi gerceklik kurgusunda somut bir yere tasimaya baslar. “Alter ego”su once pragmatik bir mentore, sonra da – tehlikeli boyuttan ve rahatsiz edici bir ozentiden uzak- anca pacasini kurtarmaya yetecek kadar personasina donusecektir. Devami ise filmde sakli.

Olumlu ya da olumsuz pek cok elestiri getirilebilir. Looking for Eric’in “futbol asla sadece futbol degildir”, “hayat fena halde futbola benzer”, “hayat yuvarlaktir” gibi aforizmalari kokunden kanirtan, futbol ile hayat arasinda analojinin suyunu cikartan, belki sevdigimiz ama artik biraz doymus oldugumuz trendden uzak durusu kendi acimdan onemli bir arti. Daha onemlisi, en duz ve basit haliyle, Loach'un bir yandan kendi hikayesini anlatirken hikayeye odaklayayim diye popularitesiyle kavgaya girmeyip bizi en duru haliyle Cantona’ya doyurmasi... Dunu, bugunu, golleri (ah o Sunderland’e attigi gol yok mu), mimikleri, sevinc gosterileri ve hatta tezahuratlariyla… Daha ne isteyeyim, namsiz Eric kendini arayadursun, ben zaten bizim Eric'i ariyordum.
--------------o-----------------
Full Monty’den ogrendigimiz “ooh ah Cantona” (orada Sheffield United taraftari Robert Carlyle “Oh ah Cantona, has to wear a girlie bra” seklinde kontrasini soyluyordu gerci) tezahuratina kardes turkuler de filmden geldi:
We`ll drink a drink a drink
To Eric the King the King the King
He`s the leader of our football team
He`s the greatest
Centre forward
That the world has ever seen
...
What a friend we have in Jesus
He`s a saviour from afar
What a friend we have in Jesus
And his name is Cantona...
...
Ooh Ah Cantona,
Ooh Ah Cantona
Ooh Ah, Ooh Ah, Ooh Ah
Cantona...
Ooh Ah Cantona
No comments:
Post a Comment