Wednesday, September 30, 2009

Roman Polanski: Wanted and Desired



Roman Polanski'nin yasam oykusu bana hep biraz tuhaf gelmistir. Ozellikle 70lerin renkli dunyasinda, kendi bohemian rapsody donemlerinde, cevresinde ordugu girift cinsel ve sosyal iliskiler agi herkesin kolay kolay icerisinden cikamayacagi bir miras birakmis olsa gerek. Nitekim Charles Manson obur boyu hapis cezasini surdururken, Polanski bu esnada gecmisin butun agirligini omuzlarinda tasimayi basarip kirmizi halinin uzerinde seyirtmeyi surdurdu.



Fakat bela, bir kere onu cagirdiniz mi, hangi kosulda olursa olsun gelip sizi buluyor. Kopeklerden bile daha sadik bir dost. Omru boyunca belayi cagirmis, belanin cevresinde tutkuyla dolamis 76 yasindaki Polanski, su an Isvicre'de hapiste. Uzun zaman once, 1978 senesinde, o vakitler henuz 13 yasinda olan bir kiz cocugu ile uygunsuz cinsel iliskiye girdigi gerekcesi ile Isvicre polisi tarafindan tutuklandi. Ustelik Zurich'e, bir film festivalinin onur konugu olarak gitmisti. Yonetmenin ikamet ettigi A.B.D. ve diger yandan memleketleri Polonya ve Fransa ortak bir girisimle Polanski'nin serbest birakilmasi icin girisimde bulunacak. Dolayisiyla bu uc ulke ve Isvicre arasinda kucuk capli diplomatik bir gerginlik dahi kapida. Isvicre devletine Polanski'nin serbest birakilmasi icin cagri yapan yalnizca baska devletler degil. Pek cok entelektuel de kendisine yapilanlarin haksizlik oldugunu vurgulayan bir metni imzalamis. Salman Rushdie ve Paul Auster ekurisinin onlerine gelen her kagidi imzaladiklarini dusunmeye basladim. Hangi listeye baksam, bu ikisinin adi mutlaka var. Israrla ve hakli olarak savunduklari dusunce ozgurlugu ile Polanski vak'asinin ne gibi bir alakasi var? Destekcilerin bazilari asagida;

Bernard-Henri Lévy
Salman Rushdie
Milan Kundera
Paul Auster
Woody Allen
Pedro Almodovar
Jean-Jacques Annaud
Monica Bellucci
Costa Gavras
Terry Gilliam
Wong Kar Waï
Emir Kusturica
David Lynch
Martin Scorsese
Tilda Swinton
Wim Wenders
Fatih Akin



...Iyi ama, ya soz konusu Roman Polanski degil de siradan bir adam olsaydi? Dunyanin bir tarafinda genc kadinlarin cinsel istismara ugramasini, henuz cocuk yasta evlendirilmesini engellemek icin mucadele eden ilerici damarin, Roman Polanski'yi kurtarmak icin harekete gecmesi hic de adil degil. Olabildigince iki yuzlu bir hareket bu. Biraz vicdan muhasebesi lutfen...

Bu adamda fena halde seytan tuyu var, seytanin bizzat kendisi oldugunu dusundurecek kadar...

6 comments:

Anonymous said...

bu imzanın altında duruma dair bir açıklama var mı? ben rastlamadım, nasıl anlatıyorlar olayı? işin içinde bernard henri varken, insanın onu haklı bulabilmesi de çok zor bir ihtimal bir taraftan. tam entelektüel olma rantı denilen şeyin canlı timsali. ad hominem eleştirilerim saklı ismi geçen hepsi için. kusturica için de çok şey denebilir. anlayamazsınız vakaası olmasın da :S
tacize uğrayan kadının, cezalandırılma talebinden vazgeçtiği dışında bir habere rastlamadım konuyla ilgili.
-
felix

jean baptiste the haitian said...

ben bir kac haber buldum. cnn:

http://edition.cnn.com/2009/SHOWBIZ/Movies/09/29/polanski.filmmakers.protest/index.html?eref=rss_latest

fakat su daha aciklayici, bernard henri kendisi yazmis:

http://www.huffingtonpost.com/bernardhenri-levy/artist-rally-behind-polan_b_302371.html

twitter'da zizek, olayi goz ardi etmeye calistigini ancak dolanan listelere cok sasirdigini soylemis. neden goz ardi etmeye calistigi tartisilir fakat en azindan belli ki, iki yuzlulukten yana taraf olmamis.

Anonymous said...

evet tam da mağdurun söyleminden yola çıkıyorlar, olmuş bişiler, kazımayın daha fazla diye. benim canımı sıkan bunun neredeyse entelektüel bir üretimmişçesine, yönetmeni serbest bırakın kampanyası olması. bernard levi'nin yazı olaya dair isim verme zahmetine bile girmiyor.
insanı zorla polpot ederler.

ps. zizek gerçek zizek olmayabilir diye okumuştum.

jean baptiste the haitian said...

bence gercektir. sevebilir boyle seyleri :)

tabii canim, sanki sartre'in maocu partiye ozgurluk icin sokaklarda partinin gazetesini satmasi ile ayni duzlemde bir eylem bu, pehh! mesaj acik "biz kulturel elitiz ve kasikci elmasindan kiymetliyiz" . aslinda bunlari toplayip patates tarlalarina... :)

dolphinished monkey business said...

ayni ikiyuzluluk michael jackson’in cocuk istismari davasinda, bertrand cantat’in orantisiz siddetle sevgilisinin olumune sebebiyet verdigi hadisede (hadi belki bu trajediyi ayirabiliriz, sonucta bir cinnet ani ve bazi suclar islendigi anda cezalandirilir, patolojik bicimde de olsa en sevdigi insani kaybetmek buyuk bir cezadir) uc vermisti. ozellikle michal jackson vak’asinda unlulerin konuya iliskin beyanlari, tipki bu davada oldugu gibi “bu tiynette biri olduguna asla inanmama”, “hepsi meyve veren agaca mancinik”, “santaj-montaj“ gibi varsayim ya da dileklerin berisinden kurtulamayan somutluktaydi. sanki islenen suclar kibarca kulturel gelisime, entelektuel uretime veya sanat tarihine katkida bulunmus siradisi muhteremlerin neredeyse mukemmel mekanizmalarinin ihmal edilebilir defolari ya da kacinilmaz fakat kamu marjinleri icine cekilebilir asiriliklari olarak mustulaniyor. bu da kacinilmaz olarak sanat tarihi kapsami disina cikip dunya halkina mal olmus nufuz sahibi baska figurler icin de (mike tyson, oj simpson) acikca bir imtiyaz talebine donusuyor.

martin heidegger nazi partisine uye oldugunda ve hitler’e calismaya basladiginda artik insanlik icin bir sucluydu. herhalde kimse onun cok sayida filozofun rehber isigi ve 20. yuzyilin en buyuk dusunurlerinden biri oldugu gercegini sapitirarak sacma sapan kuramlarin teorisyeni oldugunu iddia edemez. ancak meseli deliligin sinirindaki dehanin dengeleyici ve zaptedilemez bir arizasi seklinde sempatize etmek, ya da “mutlaka bir bildigi var”ciliga donusturmek tapinmaci ve sorgulamaktan aciz bir yalakalik muessesine katkidan fazlasi olmasa gerek. kimse yukaridaki insanlarin da kotu birer muzisyen, fiyasko birer sporcu veya konu ozelinde beceriksiz bir yonetmen oldugunu iddia etmiyor. alanlarindaki basarilarina sadik ve hayran kalmak halen mumkun olabilir. ancak suc suctur ve dunyanin her metrekaresinde her insan icin ayni olmalidir. gecmiste verilen hizmetler cezai indirime, bu sekilde sayginlik ve statu sahibi olmak da bir takim suclarin yolunu aciyorsa –ki hafif suclar kapsaminda yollari siradan bir olumluye gore daha dikensiz- demek ki bir takim kamu vicdanini zedeleyici ozgurlukler odul olarak talep ediliyor. bu ozgurluklerin nelere yol acabilecegi, vicdandan yoksun mevki, statu ve gucun nelere kadir olabilecegi de apacik goz ardina itiliyor.

Ortega said...

Destekleyenelerin listesi pek bir sağlam olmuş yalnız.